Türkiye Akdeniz’deki zengin enerji kaynaklarındaki hakkını koruyacak

10

Doğu Akdeniz’de zengin enerji kaynaklarının keşfedildi. Akdeniz sularındaki enerji kaynaklarının keşfiyle dünya gündemine giren bir gerginlik boy verdi.

Peki sorunun kaynağı nedir? Akdeniz’deki gerginliği sebepleri neler?

Enerjide bağımlılık pek çok ülkenin sorunu. Son yıllarda keşfedilen Doğu Akdeniz’deki zengin doğal kaynaklar ise enerjide dışa bağımlılığı azaltmak isteyen güçleri bu noktaya yöneltti.

Bölgede aramalar ilk olarak İsrail Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde gerçekleşti.

2009’da Tamar’da, 1 yıl sonra da Levant Havzasında 900 milyar metreküplük hidrokarbon rezervi bulundu.

2011’de de Kıbrıs açıklarında 198 milyar metreküplük Afrodit sahası keşfedildi.

Münhasır bölge krizi hangi noktalarda yaşanıyor?

2002’den bu yana Doğu Akdeniz’de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapmaya başladı.

Türkiye bu anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye’nin haklarını çiğnediğini öne sürdü. Ve konu BM’ye taşındı. Türkiye kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı.

Türkiye’nin BM nezdinde itirazlarına rağmen Güney Kıbrıs, 2007’nin başında 13 adet arama sahası ilan etti. Büyük petrol şirketlerine ruhsat vermeye başladı.

Türkiye de Doğu Akdeniz’de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs’ta adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) arama ruhsatı verdi.

Kıbrıs’ın 13 parselinden 1, 4, 5, 6 ve 7 no’lu parsellerin bir bölümü, Türkiye’nin TPAO’ya ruhsat verdiği bloklarla kesişiyor.

3 no’lu parsel ise Kuzey Kıbrıs’ın TPAO’ya verdiği ayrıcalıklı alan ile çakışıyor.

Doğu Akdeniz’deki rezerv miktarı

Levant Havzası’nda 1,7 milyar varillik petrol ve 3,45 trilyon metreküp gaz tespit edildi.

2015’te Mısır’daki Zohr’da 850 milyar metreküplük gaz bulundu.

Şubat 2019 Kıbrıs açıkları 10. parselde 141 ila 226 milyar metreküp hidrokarbon keşfedildi.

Söz konusu gaz Türkiye’nin 572, Avrupa’nın 180 yıllık gaz ihtiyacı karşılanabilir. Tespit edilen gazın önemi pek çok ülkenin sahada söz sahibi olmaya çalışmasına neden oluyor.

Gerginlik nasıl büyüdü?

ABD’nin Noble ve Exxon Mobil şirketlerinin yanı sıra İtalyan ENI ve Fransız Total şirketleri Kıbrıs ile yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde bölgede faaliyetlerini devam ettiriyor.

Exxon Mobil’in 2018 sonunda Kıbrıs Adası’nın güney tarafında yer alan 10 numaralı parselde doğalgaz aramaya başlaması gerginliği daha da artırtı.

İtalya ise Yunanistan ve İsrail ile East Med (İİST MED) boru hattı projesini imzaladı. Proje, İsrail kıyılarından çıkarılan gazın Güney Kıbrıs ve Girit üzerinden Yunanistan’a taşınmasını öngörüyor. Boru hattının İtalya’nın Otranto bölgesine ulaşması planlanıyor.

Türkiye’den yanıt gecikmedi

Kıbrıs’ın bu hamlesine yanıt gecikmedi. Türkiye sondaj gemisi Fatih’i Türk savaş gemilerinin korumasında Akdeniz’e çıkardı.

Kendi kıta sahanlığında kalan bölgelerde doğalgaz arama faaliyetlerine başladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) temaslarda bulunan Çavuşoğlu, Türkiye’nin gerekli adımları attığını ve KKTC’nin ruhsat verdiği alanlarda sondaj ve araştırma gemilerinin faaliyetlerine başladığını söyledi.

Türkiye’nin sondajlara başladığını açıklaması Rum tarafında geniş şekilde yer aldı. Rum medyası, ”Türkiye münhasır ekonomik bölgesinde sondaj tehditlerini hayata geçiriyor“ manşetlerini attı. Rum Yönetimi de BM Güvenlik Konseyi, ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya Dışişleri Bakanlığı ve Avrupa Birliği nezdinde girişimler başlatmıştı.

Politis gazetesi, Fatih gemisinin, “Akama Burnu”ndan 45 deniz mili batıda 3 Eylül tarihine kadar sondaj gerçekleştireceğini yazdı.

Rum yönetimi, ilan ettiği münhasır ekonomik bölgelerde uluslararası enerji firmalarına ruhsat vererek doğalgazın taşınmasında da Türkiye ve Kıbrıs Türklerini dışlama girişimi başlatmış oldu. Fatih sondaj gemisi bölgede faaliyete geçince Rumlar gemi mürettebatını tutuklamakla tehdit etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Doğu Akdeniz’de soydaşlarımızın haklarını arıyoruz

Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Kıbrıs Türk halkını yok sayan, siyasi eşitliği temelden yok sayan ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan bir çözümü bizim kabul etmemiz mümkün değil. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte yapıcı tutumumuzu sergileyeceğiz ama Kıbrıs Türk halkının, KKTC’nin ve Türkiye´nin haklarını korumak için ne yapılması gerekiyorsa onu da birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, “Özellikle de Doğu Akdeniz’de, Güney Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızın hakları neyse bu haklarını orada garantör bir ülke olarak aramanın gayreti içindeyiz.” şeklinde açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve bakanların yaptığı açıklamalarından da anlaşıldığı gibi Türkiye ve KKTC, Doğu Akdeniz’de var olan haklarını korumakta kararlı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin