HDP’nin ABD temsilcisi Giran Özcan Independent gazetesinde yalanlarını sıraladı

152

İngiliz medya kuruluşu 8 Ocak 2018 tarihinde Giran Özcan imzalı ve “Erdoğan Ortadoğu’daki barışa en büyük tehditlerden biri – ABD ne kadar erken fark ederse o kadar iyi” başlıklı bir makale yayımladı. Söz konusu makalede çok sayıda maddi hata bulunuyor.

Yazar ilk olarak Türkiye’nin AK Parti dönemi süresince yürüttüğü teröre karşı savaşın “daima düzinelerce seçilmiş [HDP’li] yetkililerin hapse girmesine neden olan demokratik Kürt siyasi katılımına karşı bir savaş” olduğunu iddia etti. Ancak Giran Özcan’ın aksine devlet kanalı TRT’de ilk Kürtçe seçim konuşması HAK-PAR üyesi Arif Sevinç tarafından 2010 yılında yapıldı.

HDP’li yetkililerin hapsedilmesine gelince, onların Türkiye, ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak tanımlanmış olan PKK ile somut bağları gösteren bol miktarda kanıt bulunuyor.

HDP’li milletvekili ve belediye başkanları PKK’nın etkinliklerine katılıp terör listesinde bulunan örgütü öven ve hatta Türk devletinin yetkililerini tehdit eden konuşmalar yaptı. Mesela HDPli Kayapınar Belediyesi Eş Başkanları Fatma Arşimet ve Mehmet Ali Aydın ile Bağlar Belediyesi’nin Eş Başkanları Eşref Güler ve Birsen Kaya Akat Vezneciler’de 12 kişinin ölümüne neden olan bir canlı bombanın 15 Haziran 2016 tarihinde cenaze törenine katılıp tabutun taşınmasına yardım ettiler. HDP Milletvekili Tuğba Hezer Ankara’da askeri servis araçlarına bombalı saldırı düzenleyerek 28 kişinin ölümüne ve 61 kişinin yaralanmasına neden olan teröristin cenaze törenine katıldı. Daha çok misal için lütfen buraya tıklayınız.

Özcan ikinci olarak AK Parti iktidarı süresince Türkiye’nin teröre karşı verdiği savaşın “milyonlarca kadın, erkek ve çocuğun kendi dilini kamusal alanda şiddet korkusuyla konuşamaz” bıraktığını iddia etti. Fakat 2000’li yıllardan bu yana AK Parti Kürt dilinin kullanımını kısıtlayan çok sayıdaki siyasi ve yasal engeli kaldırdı.

Misal vermek gerekirse Türkçe dışındaki dillerde isim kullanımına izin verildi ve farklı dil ve diyalektleri öğrenmek için özel kursların açılmasıyla ilgili düzenlemeler 2003 yılında kanunlaştırıldı. Ocak 2009’da Kürt dilinde yayın yapan ilk devlet televizyon kanalı kuruldu. Mahkûmların ziyaret esnasında Kürtçe konuşmasının önündeki yasak kaldırıldı ve mahkemede Kürt dilinde tanıklık yapma fırsatı uygulamaya kondu. 2013 yılında Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Kürdoloji Enstitüsü’nün kurulmasından başlayarak Kürtlerin çoğunlukta olduğu güneydoğu bölgesinde Kürt dili ve edebiyatı ile alakalı lisans ve yüksek lisans programları açıldı. Diyarbakır’da 2016’da trafik işaretleri iki dilli (hem Türkçe hem Kürtçe) yapıldı. Kürtlerin hak ve özgürlüklerinin gelişimiyle alakalı daha detaylı bir rapor için lütfen buraya tıklayınız.

Özcan üçüncü olarak “HDP’nin eski eş başkanı Selahattin Demirtaş da dâhil olmak üzere, seçilmiş parlamento üyelerimizden onu uydurma suçlarla şu anda hapiste” olduğu iddia etti. Yukarıda bahsedilen seçilmiş HDP’li yetkililer tarafından işlediği suçların dışında, HDP üyelerinin PKK’ya sağladığı maddi desteği gösteren birçok başka olay söz konusu.

PKK’nın gençlik kolu lideri 23 Mart 2016 tarihinde HDP’nin Ankara ofisinde yakalandı. Polis kırsal bölgeden şehre bir teröristin geldiği şeklindeki bir ihbar üzerine ofise baskın düzenledi. 25 Ekim 2015 tarihinde HDP Varto teşkilatı eş başkanı Halide Aktay’ın evinin bahçesinde gömülü olan el yapımı 14 bomba bulundu. Aktay ve kocası olayın sonrasında tutuklandı. HDP Edremit teşkilatının eş başkanı Recep Gültepe 19 Eylül 2015 tarihinde arabasında bomba yapımında kullanılan malzemelerin bulunmasından sonra tutuklandı.

Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi (AİHM), Demirtaş’ın tutukluluk halinin devam etmesiyle ilgili verdiği kararda, suç işlediği yönünde “makul şüphe” üzerine gözaltına alınıp tutuklandığını kabul etti.

Demirtaş’ın tutukluluğunun devam etmesine karar veren ağır ceza mahkemesi yaptığı açıklamada Demirtaş’ın şu ana kadar üzerine atılı 32 suçlamadan yalnızca dokuzuna karşı savunmasını yaptığı ve bu sebeple iddianamede yer alan suçlamalarla alakalı sorgusunun tamamlanamadığını söyledi.

Selahattin Demirtaş’ın PKK’yı övdüğü ya da ona desteğini açıkladığı tartışmalı açıklamalarından birkaçı:

9 Ekim 2011: “Bütün halkımızı [Türk devletine karşı] direnişe davet ediyoruz. Kim ne düşünürse düşünsün bir direneceğiz, bugün direniş günüdür. Herkes yerini bilecek.”

13 Kasım 2012: “Liderimiz Apo’nun heykelini dikeceğiz.”

7 Ekim 2015: Demirtaş PKK mensuplarının cenaze törenlerine katılmayan parti üyelerini soruşturması başlatmakla ve hatta disiplin işlemi ile tehdit etti: “Burada dürüst olacağım. Halkımızın acısını paylaşmazlarsa milletvekilleri hakkında parti disiplini gerekçesiyle bir soruşturma başlatacağım. Oyları bu insanlardan alıyoruz. Elbette onların acıları hakkında hassas olacaksınız. Cenaze törenlerine katılacaksınız.”

31 Aralık 2015: Demirtaş verdiği bir röportajda PKK’nın hendek kazmasını onların “kazananlar” olacağını söyleyerek ve PKK’nın şiddet dolu eylemlerine karşı bir tutum takınmaması nedeniyle kendisini kınayan entelektüelleri “hain” olmakla suçlayarak destekledi.

Giran Özcan son olarak Suriye’nin kuzeydoğusundaki kurumları “çoğulcu ve demokratik” olarak tanımladı. Kuzeydoğu Suriye hâlihazırda PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’nin kontörlü altında (PYD/YPG ve PKK’nın nasıl aynı örgüt olduğunu görmek için lütfen ilgili makalemizi buraya tıklayarak okuyunuz).

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından hazırlanan raporlar PYD/YPG’nin çocukları askere almaktan muhaliflerinin ortadan kaybolmasına ve kitlelerin zorla yerinden edilmesine kadar uzun bir insan hakları ihlali sabıkasının olduğunun altını çiziyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün 2015 tarihli raporuna göre, “Sivil halkın evlerini kasıtlı olarak yıkan, bazı durumlarda bütün bir köyü yerle bir edip yakan ve haklı askeri gerekçeler olmaksızın mukimlerin yerini değiştiren PYD/YPG savaş suçu sayılan saldırılarında otoritesini istismar ediyor ve uluslararası insani hukuka yüzsüzce karşı geliyor.” Rapor ayrıca PYD/YPG militanlarının bazı durumlarda sivilleri köylerini terk etmezlerse ABD hava bombardımanı çağırmakla tehdit ettiğini gösterdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2015 tarihli raporu da PYD/YPG’nin bu nevi durumları takip edeceği yönündeki sözlerine rağmen düzenli olarak çocukları askere aldığını vurguladı. Diğer bir HRW raporu PYD/YPG’yi keyfi tutuklamalar, muhaliflerinin akıbeti bilinmeyen kaybolmaları (bu muhaliflerden en az 9’u bölgenin önde gelen isimlerinden) ve tekrar çocukları askere almakla suçladı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin