Özel Haber: Anadolu Ajansı’ndaki Bolivya analizi Batı medyasını andırdı

51

Anadolu Ajansının 12.11.2019 tarihli analiz köşesinde “Bolivya’da siyasal darbe” başlıklı bir makale yayımlandı. Makalede dikkati celbeden son derece hatalı ve tuhaf bir tez bulunuyordu: “Bolivya’da yaşananlar, ordunun tavrı dikkate alındığında darbe gibi görünse de başka açılardan bakıldığında bunun bir darbe olmadığı söylenebilir.”

Hatalıydı çünkü Bolivya’da bütün dünyanın gözleri önünde son derece müstehcen ve zalim bir askerî darbe yaşanmaktaydı. Bunu Anadolu Ajansı’nın servis ettiği Bolivya haberlerinde bile görmek mümkündü. Tuhaftı çünkü Dışişleri Bakanlığı bu hakikati tescil ve askerî darbeyi şiddetle tenkit etmesine rağmen devletin haber verme tekeli olan ajansında bunu nefyedecek bir analiz yer alıyordu.

Tuhaflığın şiddetini arttıran bir diğer husus da analizi kaleme alan Mehmet Özkan’ın yazısının aynısının Anadolu Ajansında röportaj olarak bir kez daha yer alması oldu. Başlığı da “Morales’in hikâyesi tipik bir Latin solu hikâyesi”.

Anadolu Ajansında iki farklı başlıkla yer alan Mehmet Özkan imzalı Bolivya yazılarında oldukça fazla bilgi eksikliği ve hatta hatası var.

Özkan’a göre Bolivya’da “ordu tarafsız kaldı” ve bu tarafsızlığından kendince haklı nedenleri var: “2003 olayları sürecinde ordu protestoculara karşı durmuş ve bu süreçte yaklaşık 70 civarından insan hayatını kaybetmişti. Bolivya ordusunun Morales karşıtı göstericilere karşı durmayacağını söylemesi kendisini 2003 yılındaki duruma düşürmek istememesiyle okunmalıdır. O dönemden ders çıkaran ordu kitlesel protestoların engellenemeyeceğini tecrübeyle görmüştür.

Oysa ki Bolivya’da ordu tarafsız kalmak şöyle dursun bizzat darbecilerin yanında yer aldı. Morales, Bolivya Genelkurmay Başkanı Williams Kaliman’ın “İstifa etmezsen şiddet durmayacak” açıklaması sonrası istifa etti.

Ordu birlikleri darbecilere destek verdi ve Morales’in canını kurtarmak için Meksika’ya kaçması sonrası Morales destekçilerine şiddet uygulamaktan çekinmedi.

Mehmet Özkan’ın yazısında yer alan bir başka eksik bilgi de Morales’in yeniden aday olmasını sağlayan Anayasa Mahkemesi kararının istifa etmek zorunda kalan devlet başkanının “sosyal tabanını mutlu edemediği.” Morales Ekim ayındaki seçimlerde %47 oy aldı. Seçimlerden birinci çıktı ve hâlâ ülkenin en popüler siyasetçisi.

Morales’in Türkiye’nin de karşı çıktığı işgal altındaki Kudüs’ün İsrail’e peşkeş çekilme kararına sert tepki gösterdiği hatta bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından özel teşekkür aldığını da yorumda göremiyoruz. Tıpkı Morales’in Alman futbol kamuoyu tarafından linç edilen Mesut Özil’e destek verecek kadar Türkiye dostu bir lider olduğunu bu analizde okuyamadığımız gibi.

Güney Amerika konusunda çok sayıda makale kaleme alan Mehmet Özkan, ABD’nin Venezuela, Brezilya ve Bolivya gibi ülkelerde giriştiği siyasi, askerî, ekonomik ve hukuki operasyonlarından yazılarında bahsetmemeyi tercih ediyor. Yazıları okuduğumuzda solcu liderler tarafından yönetilen Latin Amerika ülkelerinin “beceriksiz yönetimler tarafından krize sokulduğunu” düşünebiliriz.

“Türkiye Maduroculuk yapmamalı”

Özkan’ın Anadolu Ajansı için kaleme aldığı “Venezuela’da neler oluyor” başlıklı yazıdaki önerileri de Türkiye’nin tezlerine oldukça aykırıydı. Yazar, Venezula’da ABD destekli Guadio ekibinin darbesi sırasında Türkiye’nin ya “bekle gör politikası uygulamasını” ya da “Meksika ile birlikte taraflar arasında arabuluculuk yapmasını” önermiş, asla “aşırı Madurocu duruşu” göstermemesini salık vermişti.

Mehmet Özkan Venezule’da yaşanan darbe hikâyesini anlatırken de tıpkı Bolivya’da olduğu gibi bazı bilgileri ya eksik vermiş ya da hiç vermeme yoluna gitmişti.

1-Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun Meclis’i feshetmesinin gerekçesinin, şaibeli seçildikleri Anayasa Mahkemesi tarafından ilan edilen 4 vekili, aksi yöndeki teminatlara rağmen muhalefetin yemin ettirerek Meclis’e sokması olduğu,

2-ABD’nin Hugo Chavez’den başlayarak Venezuela’da darbe denemeleri yaptığı,

3-Moduro’nun karşısındaki muhalefetin arkasındaki sınırsız ABD desteği,

4-Venezuela’nın altın ve petrol rezervlerinin fiyatlar ne kadar düşerse düşsün ülkenin ekonomisini canlı tutmak için yeteceği fakat buna izin verilmediği.

gibi mevzulara girme ihtiyacı duymamıştı.

Türkiye’nin, stratejik ilişkiler geliştirdiği Güney Amerika ülkelerinde yaşananları eskisinden daha çok takip ettiği bir gerçek. Kamuoyunun sağlıklı yorum yapabilmesi için yaşananların eksiksiz aktarılması hayati bir önem taşıyor. Bunun için başta konunun uzmanları olmak üzere medya kuruluşlarına büyük görevler düşüyor. Özellikle de kamu adına yayın yapan kuruluşlara.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin