DHKP/C ve FETÖ : Yakın tarihimizin karanlık aktörleri

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

18 Haziran 2022 tarihinde, ajanslara bir haber düştü. Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şükrü Çağlar‘ın şüpheli bir biçimde hayatını kaybettiği öğrenildi. 23 yıllık hâkim olan Çağlar, o gün adliyeye gitmemişti. Bunun üzerine evine polis ekipleri gönderildi. Ekipler, Çağlar’ı ölü halde buldu. FETÖ davalarının kilit isimlerinden olan Çağlar’ın yargıladığı isimler arasında; FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in yeğenleri Şamil Gülen ve Tavus Bin Keysan Gülen, FETÖ’cü eski istihbaratçılar ve mahrem imamlar var. Çağlar’ın ölüm nedeninin belirlenmesi için yapılacak olan otopsi, gerçekleri ortaya çıkartacak. Çağlar’ın şüpheli ölümü ise akıllara FETÖ’nün işlemesi muhtemel olan cinayet şüphesini getirdi. Üstelik, Çağlar’ın FETÖ’cü hesaplar tarafından daha önce hedef gösterildiği ortaya çıktı. İlk bakışta işinin ağırlığı altında ezilmiş bir hâkimin ölümü gibi geliyor kulağa; ne de olsa Çağlar, baktığı kritik FETÖ davalarıyla anılıyordu. Ancak Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda şüphelenmek için yeterli sebebimiz var.

DHKP/C ve FETÖ savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit etti

―――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――

“Eğer taleplerimiz kabul edilmezse ne olacak? Şöyle; bu konuda bizim kararımız kesin. Çok kararlıyız, netiz biz savcıyı ölümle cezalandıracağız. Çünkü en başta da söyledik taleplerimiz 3 saat içinde yerine gelmezse savcıyı cezalandıracağımızı, adaleti sağlayacağımızı söyledik. Onun dışında odaya herhangi müdahale olursa görüşmeler sırasında yine aynı şekilde savcıyı hiç tereddüt etmeden cezalandıracağımızı söyledik. Mahir Çayan’ların yolundan, onların izinden geliyoruz. Onlar da Kızıldere’de son derece nettiler kesindiler. Biz de aynı şekilde burada savcıyı o şekilde cezalandıracağız. Silahımızın son mermisine kadar çatışacağız, gerekirse şehit düşeceğiz.”

―――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――――

Bu cümleler, Netflix’teki bir aksiyon filminin rehin alma sahnesinden değil. 31 Mart 2015’te Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alan teröristlere ait. Kiraz’ı rehin alan DHKP/C’li teröristler canlı yayına bağlandığında bu cümlelerle devlete tehdit savurmuştu. Ardından teröristler silahlarını ateşleyerek Kiraz’ı ağır yaraladılar. Türkiye’nin karanlık gününde, teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol etkisiz hale getirildi. Kiraz ise hastaneye kaldırıldı. Ardından Türkiye’yi yasa boğan haber geldi, Savcı Kiraz şehit oldu.

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

Kiraz’ın şehit olmasında DHKP/C ve FETÖ iş birliği içindeydi. Savcı Kiraz’ı rehin alan teröristlerden Şafak Yayla’nın ismi, ilk kez FETÖ’cü polis Kadri Cemil Yiğit tarafından duyuruldu. KHK ile ihraç edilen ve hala tutuklu bulunan Yiğit, komik bir şekilde teröristi gözlerinden tanıdığını iddia etti. Firari FETÖ’cü Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı Cumhuriyet Gazetesinde ise DHKP/C’li teröristlerle röportaj yapıldı. Ahmet Şık imzalı röportaj haberde, teröristlere “eylemci” dendi, propaganda fotoğrafı yayınlandı. Başlık ise daha da enteresandı:

“Bu eylem mecbur bırakıldığımız yöntem”

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

Karanlık terör örgütü DHKP/C, kanlı terör eylemlerinde bugüne kadar birçok devlet memurunu hedef aldı. Örgüt, 60 vatandaşımızı şehit etti, 526 vatandaşımızı ise yaraladı. Eski Adalet Bakanı Mehmet Topaç, polis memurları Naci Canan Tuncer, Halil İbrahim Doğan, Tuncay Karataş, Bülent Özkan, Büyükelçilik görevlisi Mustafa Akarsu katillerin şehit ettiği isimler arasında.

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

FETÖ, kanlı suikast bayrağını taşımaya devam etti

Bugün, “gazeteci, aydın, eğitimli insan, insan hakları savunucusu, aktivist” kılığına giren FETÖ’cü teröristler, kanlı eylemlerinden vazgeçmiş gibi görünseler de durum hiç öyle değil. FETÖ, suikastları işleme yöntemi ve hedef aldığı isimler bakımından DHKP/C ile aynı yolu izlemeye kararlı.

Örgüte bağlı ihraç firari savcı Hasan Dursun, FETÖ tarafından kurulan paralel sözde mahkeme olan Sınırı Aşan Hukukçular (Cross Border Jurists) yönetim kurulunda bulunuyor. Dursun, Çağlar’ı hedef göstermişti:

“CBJ Derneği sayesinde, Anayasa ve yasaları hiçe sayarak, verdiği kararlarla temel hak ve özgürlükleri yok eden (49) yargı mensubunun ismini daha biliyoruz. HAAK tarafından hazırlanan bu kararlar, bu hâkim ve savcıların adeta iddianamesi gibi. İşte o isimler…”

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

İsimler değişiyor, kurbanlar değişiyor ancak örgütün saldırı şekli ve acımasızlığı pek değişmiyor.

Hafızalarımızı tazeleyelim:

Tarihler 11 Aralık 2018’i gösterirken, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, makamında şehit edildi. Verdi, FETÖ ile mücadelenin başarılı isimlerindendi. FETÖ tarafından öldürüldüğü kesinleşen Verdi, daha önce örgüte bağlı hesaplar tarafından hedef gösterilmişti.

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

dhkp-c-ve-feto-arasindaki-fark

FETÖ’nün taktikleri güçlense de hedef aldığı kurbanları daha öncesinden ihbar ettiği biliniyor. Örgüt, bugüne kadar kurduğu sözde mahkemelerle ve sosyal medyadaki operasyon hesaplarıyla sayısız devlet memurunu hedef gösterdi. Nitekim Belçika’da kurulan Türkiye Tribunali, İsviçre’de düzenlediği sözde mahkemelerde “işkence ve kaçırma” iddialarıyla Türkiye’deki devlet görevlilerini ihbar etmişti. FETÖ’cü isimlerin yanı sıra PKK’lı isimler de bu tiyatronun sahnesinde söz alarak Türkiye karşıtı propagandanın yürütülmesini sağlamıştı. Bu nedenle bugün Hâkim Şafak Çağlar’ın FETÖ tarafından öldürüldüğünü düşünmek için elimizde birden fazla sebep olduğu apaçık ortada.

Benzer gönderiler