Pandemi biterken bize ne öğretti?

Covid-19 pandemisinin etkileri

İlk olarak Kasım 2019’da hayatımıza giren Covid-19, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) küresel salgın ilan ettiği 11 Mart 2020 günü Türkiye’de de ilk vakasını gösterdi. Koronavirüsü tanımaya başladığımız gün, bu salgının sosyal yaşamla birlikte devletlerin ekonomilerine ve sağlık sistemlerine vereceği büyük darbe konuşulmaya başlanmıştı. Küresel ölçekteki bir pandemiyi en az can kaybı ve en az maddi hasarla atlatmak için birçok plan oluşturulsa da zaman bize gösterdi ki en önemli hamle bu gibi kriz dönemlerine önceden hazırlıklı olmaktı. Aradan geçen 2 yılı aşkın sürede her ülke Covid-19’a karşı mücadele verdi. Nihayet bu günlerde pandeminin artık “endemi”ye dönüşüyor olduğu konuşulmaya başlandı. Peki bu zorlu süreçte Türkiye ve diğer “büyük” ülkeler salgınla ne kadar baş edebildi?

Dünyanın en iyi sağlık sistemleri sınıfta kaldı

DSÖ’nün verilerine göre sağlık sistemi en verimli ülke Fransa. Listenin ikinci sırasında ise İtalya bulunuyor. Ancak koronavirüs salgını sürecinde bu iki Avrupa ülkesi de mücadelede sınıfta kalanlar arasındaydı. Fransa son yıllarda, liste başına yakışmayacak şekilde sağlık sisteminde önemli sorunlar yaşadı. Bir kez de pandemiyle sarsılan ülkede ciddi bir maske ve yatak krizi yaşandı. Sağlık çalışanları uzun süre maskesiz çalışmak zorunda kalırken, maske yetersizliği nedeniyle 100 bin yaşlının da hayatı tehlikeye girdi. Koronavirüsün Avrupa’da en fazla can aldığı İtalya’da ise hastanelerde artan yoğunluktan dolayı, sağlık personeli hayatta kalma ihtimali daha yüksek olan hastalara öncelik verdi. Böylece hiçbir ahlaki değere sığmayacak şekilde “umutsuz vakalar” ölüme terk edildi.

İtalya'da Covid-19

Yanlış önyargıların yıkıldığı ve sağlık sisteminin başarısızlığı artık aşikâr olmuş ABD’de Covid-19, yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne sebep oldu. Maksimum kapasiteye ulaşan hastaneler, hediyelik eşya mağazaları ve otoparklardaki çadırlarda bakılan hastalarla gündeme gelen ABD’de tedavi görebilen hastalar da yüksek bedelli faturalarla karşılaştı. Ölümden dönen 70 yaşındaki bir Covid-19 hastasına 1 milyon dolardan fazla fatura geldi. Bu faturaya göre bir günlük yoğun bakım bedeli 9 bin 736 dolar. 2021 yılının başlarında ise yatak sayılarının sürekli azaldığı ABD’nin California eyaletinde, ambulanslara “Yaşama şansı az olanları hastanelere götürmeyin” talimatı verildiği ortaya çıktı.

 

Türkiye’nin mücadelesi ve şehir hastaneleri

Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi

Covid-19’a karşı stratejik hamleleriyle dünyaya örnek olan Türkiye ise bu dönemde hizmete aldığı hastaneleriyle adeta sağlık altyapısının gücünü ortaya koydu. Hastalara uygulanan ücretsiz PCR testinden evde bakıma, filyasyon ve izolasyon ekiplerinden yerli solunum cihazı üretilmesine, en etkili bulunan ilaçların ithal edilmesinden yerli aşı-ilaç çalışmalarına destek ve TURKOVAC’ın üretimine kadar; erken ve etkili adımlarla salgınla mücadele edildi. Şüphesiz mücadelenin en büyük kolu hastaneler ve kapasiteleriydi. Öncelerde “israf” olduğu söylenen, “ne gerek var” diye eleştirilen sağlık yatırımları bu süreçte on binlerce vatandaşın hayatının kurtulmasını sağladı. Özellikle Türkiye’ye yük olacağı söylenen 25 bin 298 yataklı 19 şehir hastanesi, pandeminin yükünü büyük ölçüde üstlendi. Koronavirüs salgını sürecinde; mevcut acil ve yoğun bakım yatak kapasitesi arttırılarak 6’sı tam donanımlı ve modern şehir hastanesi olmak üzere 17 yeni hastane açıldı.

45 günde biten 2 dev hastane

Dünya genelinde 6 milyondan fazla cana mal olan Covid-19 ile mücadelede, sağlık yatırımları durmanın aksine hız kazandı. Dev projelerle yeni ve nitelikli sağlık tesisleri, virüsle mücadeleye katkı sağladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapılacağını duyurmasının ardından 45 günde tamamlanarak hizmete giren Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi ve Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi, mücadelenin en önemli merkezlerinden oldu. Tam teşekküllü ameliyathanelere sahip acil durum hastaneleri, ileri tıp teknolojileriyle donatıldı. Salgın döneminin başından şu ana kadar 1 milyonun üzerinde ayaktan, 8-9 bini yoğun bakım olmak üzere 50 binin üzerinde yatan hastaya hizmet veren Prof. Dr. Murat Dilmener ve Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastaneleri, yurt dışından gelen hastalara da şifa oldu. Pandeminin etkisinin iyice azalmasıyla normalleşme sürecine giren hastaneler, yeni bir afet ve salgın durumunda birkaç saat içinde yeniden acil durum hastanesi olarak hizmet vermeye dönüştürülebilecek şekilde planlandı.

Prof.Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi
Prof.Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi

Özetlemek gerekirse dünyada adını duyurmuş güçlü ülkeler ve en iyi sağlık sistemleri çökmenin eşiğine gelirken, Türkiye sağlık hizmetini kaliteden ödün vermeksizin vatandaşına sağlamayı başardı. Yıllar önce atılan adımların, sağlık yatırımlarının neticesinde Covid-19’a karşı verilen savaşta da galip Türkiye oldu.

Benzer gönderiler