AB’nin Stratejik Öngörü Raporu ve Türkiye’nin önemi

AB stratejik raporu Türkiye ve önemi

AB’nin Stratejik Öngörü Raporu

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2. Stratejik Öngörü Raporu‘nu açıkladı. Bu rapor AB’nin küresel trendlere cevap verebilme kapasitesi ve eylem serbestisini değerlendirmesi açısından önemliydi. Sabah Gazetesi yazarlarından Kerem Alkin, yayınlanan raporun AB ile Türkiye ilişkileri açısından önemini ele alan bir yazı yayımladı. Raporda küresel ekonomi-politik sistemi derinden etkileme gücü itibariyle, 4 küresel trend tanımlandı. iklim değişikliği ve diğer çevresel meydan okumalar, Dijital ‘hipererişebilirlik’ ve teknolojik transformasyon günlük ve iş hayatımızın her noktasını, her saniyesini etkiliyor. Demokratik modelin, demokrasiyle yönetilmenin kurumsal yönetimi ve değerleri üzerindeki baskı da bir başka küresel trend olarak tanımlanmış. Ve, son olarak, küresel düzen ve demografideki değişim.

AB’nin Stratejik Öngörü Raporu’nda ekonomi

Rapor, 1975’te küresel GSYH’nın yüzde 60’ını temsil eden G7 ülkelerinin, artık sadece yüzde 40’ı temsil ettiğini, çok kutuplu bir yeni küresel düzen ile karşı karşıya olunduğunu, 2050’ye doğru küresel gücün yeniden dağıtılacağı ve jeoekonomik merkezin doğuya kaydığını vurguladı. Böyle bir dünyada, bugün G7 ekonomilerin üçte ikisine ulaşan, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı E7 ekonomilerinin ise, 2050’de bu defa yüzde 60’lık payı yakalayacağını belirtti. AB’nin Stratejik Öngörü Raporu, ABD ile Çin arasındaki rekabetin jeopolitik dengeleri en çok etkileyen başlıklardan birisi haline geldiğine işaret ederken, Çin ve Rusya’dan kaynaklanacak küresel rekabet ikliminin pek çok jeopolitik ve jeostratejik sonuçları olacağına da değiniyor. Rapor, AB‘nin küresel liderliğinin test edileceği ve yeni fırsatlara da sebep olabilecek 10 meydan okuyucu alan üzerinde de durdu.

Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin önemi

Söz konusu 10 meydan okuyucu başlıktaki detaylar ve AB’nin küresel liderlik becerisini nasıl güçlü kılacağına, nasıl sürdürülebilir kılacağına dair her yorum, her analiz, her vurgu, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin ne kadar gerekli, ne kadar vazgeçilmez olduğunu bir kez daha teyit ediyor. Bu 10 maddenin içinde sürdürülebilir ve dayanıklı bir sağlık ve gıda sistemi kurulması, barış, güvenlik ve istikrarın teşvik edilmesi için küresel ortaklarla birlikte çalışılması, hammadde arz tedarikini çeşitlendirme ve güvenceye alma, geleceğe dair risklere karşı dayanaklı bir ekonomik ve finansal sistemi inşa etme gibi konular yer alıyor.

Çok kutuplu bir küresel düzen artık tüm gerçekliliği ile karşımızdayken, AB’nin yakın ve uzak gelecekteki transatlantik ilişkileri açısından, Türkiye’nin güçlü ve demokratik bir partner olarak üstleneceği rol, Avrupa’nın geleceği açısından paha biçilmez olacak.

Benzer gönderiler