Almanya Türk Çiftin Aşısını İstemiyor Mu?

39

Konu göçmenlere gelince Almanya’da her şey birbirine giriyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, özellikle 1950 yılından itibaren, Almanya’nın işçi ihtiyacının neredeyse tamamını göçmenler karşıladı. Başlangıçta Almanya bu insanlara “misafir işçi” diyordu. Çünkü uzun soluklu kalmalarını ne istiyordu ne de planlıyordu. Türkler de kendilerine “gurbetçi” denildiği zamanlarda para ihtiyaçlarını karşılayıp memleketlerine dönmeyi planlamıştı.

Ancak durum böyle gelişmedi. Göçmen ailelerden çoğu geriye dönemedi ya da dönmek istemedi. Şimdi ise onların çocukları, hatta torunları Alman toplumunun bir parçası olmuş durumda. Bilinen bir gerçek var ki, Almanya’da tüm ağır işler göçmenlere yaptırılır. İşçi olarak ağır işlerde çalışan Alman görmek gerçekten çok zor. Kaldı ki Almanya’ya gidildiğinde her takside, her lokantada ve benzeri sektörlerde de Türklerin çalıştığı görülüyor.

Almanların istemediği tüm işlerini yaptırdığı göçmenler buna rağmen her türlü ırkçılığa, hor görmeye ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Tüm bu aşağılamalar düşünüldüğünde, Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin bulduğunu açıkladığı Covid-19 aşısı büyük önem taşıyor.

Şahin ve Türeci çifti Almanya’da yaşayan, BioNTech adlı şirketin hem kurucusu hem sahibi olan Türk kökenli Alman vatandaşlar. Onların hikayesi, Türk ve göçmen olmalarından ötürü, Almanların bakış açısını yeniden ele almaları konusunda büyük yardımı olabilir. Eğer göçmen karşıtı içgüdüyle hareket eden bir Almanya olmaz ise Türk çiftin aşısı bu ölümcül virüsün pençesinden tüm dünyayı kurtarabilir diyebiliriz.

Uğur Şahin göçmen bir işçinin oğlu olarak daha çocukken Almanya’ya gelip yerleşmiş. Özlem Türeci ise İstanbul’dan Almanya’ya taşınmış bir doktorun kızı olarak Almanya’da dünyaya gelmiş. Türk çiftin başarı hikayesine bakıldığında, aslında Almanya’nın göçmenlerinin gizli kalmış hikayesi de açığa çıkmış oluyor.

Almanlar maalesef ki orada yıllardır kök salmış göçmenleri her zaman dışlıyor. Elde edilen herhangi bir başarı eğer göçmen Türkler ile alakalıysa Almanya işbirliğinden kaçınma eğiliminde oluyor. Böyle büyük bir buluşun Türk isimli insanlara atfedilmesini, hele de bu insanlar kendi vatandaşı ise kendine yediremiyor olabilir.

Bu noktada, Mesut Özil örneğini vermek doğru olabilir. Hatırlandığı üzere Özil Türkiye-Almanya maçında dahi golünü atmış, görevini yerine getirmiş bir futbolcu. Türk olmasına rağmen yeteneği sayesinde aradan sıyrılıp Alman milli takımına girebilen futbolcu Mesut Özil, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer futbolcularla çekildiği bir fotoğraf yüzünden linçin, hakaretin ve aşağılamanın her türlüsüne maruz kaldı. Bu fotoğrafın siyasetten tamamen bağımsız olması yetmedi, spor bile çirkin bir göçmen karşıtı propagandanın içine çekildi.

Almanya nüfus itibari ile yaşlanmakta olan bir ülke. Genç nesiller ise Almanya’da kalmak yerine Amerika’ya ve özellikle Silikon Vadisi’ne göç etme eğiliminde. Almanya’da yaşayan göçmenlerin hepsi ülkeyi bırakıp kendi memleketlerine dönecek olsalar Alman ekonomisinin üç gün bile dayanamayacağı kesin. İnsan gücüne dayalı sektörlerin hemen hepsi iş gücü yoksunluğundan dağılır. Üç milyondan fazla Türk göçmenin yaşadığı Almanya, göçmenlerin sağlamış olduğu iş gücünden yoksun kaldığı takdirde bu iş gücünü dolduracak kaynağa sahip değil.

Maalesef ki Almanya’da yaşayanların ırkının ne olduğu, 2020 yılında bile bu insanların nerede olabileceğini belirleyen en önemli unsur. Yabancı bir isimle Almanya’da yaşayan insanların iş bulurken de, ev bulurken de Alman vatandaşlarına göre karşılaştığı zorlukları anlatmaya veriler yetmez. Almanya’da yaşayan Türk kökenli bir vatandaşın özellikle her adımı gözlenir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin