Özel Haber: Pakistan neden uluslararası komploların hedefinde?

2719233

Pakistan yıllarca uluslararası arenada ABD’nin istekleri doğrultusunda siyaset yaptı. Afganistan’da ABD’nin isteği doğrultusunda mücadele etti. Obama döneminde Pakistan topraklarında gerçekleştirilen ABD saldırılarına ses çıkarmadı hatta lojistik destek verdi.

Suudi Arabistan’ın asker ihtiyacını giderdi. Başını her kaldırmaya çalıştığında askeri darbe ile terbiye edildi.

Pakistan son dönemlerde birbiriyle hiç anlaşamayan İran ve ABD’nin hedefine oturdu. Bu iki ülkeye eski düşmanı Hindistan’da eklendi.

Sen misin Çin ile yakınlaşan

Ekonomik olarak ABD ve Suudi Arabistan’a bağımlı olan Pakistan, 2014 yılında Çin- Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) anlaşması imzalandı. “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” kapsamında imzalanan CPEC’in amacı Orta Doğu’dan Çin’e enerji arzını sağlamak ve Çin mallarının dünyaya arzını kolaylıkla gerçekleştirmek. Bu projenin önemi Pakistan’ın ekonomik olarak zenginleşmesi ve ABD buyruğundan uzaklaşması olacak.

En az 75 milyar dolarlık projeye başta kayıtsız kalmış gibi görünen ABD, 2016 yılında Navaz Şerif yönetiminin 2016 yılında projeyi hızlandırma kararı alması sonrası tepkisini gösterdi. ABD’nin Pakistan’a tepkisini adresi ise “terörle mücadelede Pakistan’ın yeterli desteği göstermediği ve terör örgütleriyle iş birliği yaptığı söylemi” üzerinden yaptı.

Pakistan’ın eski düşmanı Hindistan ise daha netti. Çin’i protesto ederek bu anlaşmayı durdurmasını istedi.

Anlaşmayı imzalayan Navaz Şerif yargı darbesi ile devrildiğinde kimse bunun söylendiği gibi yolsuzluk nedeniyle olmadığını anlaşmıştı. Fakat ABD’nin planı uymadı. Navaz Şerif yerine gelen Başbakan İmran Han’da CPEC’i devam ettirme kararı aldı.

Pakistan terörle terbiye edilmek istendi

23 Kasım 2018 tarihinde Pakistan’da art arda bombalar patladı. Bombalardan birinin hedefi birinin hedefi Çin’in Karaçi Konsolosluğu’ydu. Saldırıyı “Belucistan Kurtuluş Ordusu” isimli terör örgütü üstlendi.

Hindistan ve İran oyuna dahil oluyor

13 ve 14 Şubat’ta Hindistan ve İran’da askeri hedeflere birer gün arayla saldırılar düzenlendi. İki ülkede saldırılardan Pakistan’ı sorumlu tuttu. Hindistan için Pakistan’ı suçlamak normaldi, çünkü nükleer silaha sahip iki ülke arasında yıllardır büyük gerginlikler var.  Hindistan, düşmanı Pakistan’ın güçlenmesini engellemek istiyor.

İran’ın hesabı ise biraz farklı. ABD ambargosu nedeniyle Çin pazarına açılan İran, Pakistan’ın yeni projesi ile Suudi Arabistan petrolünü devreye sokmasından rahatsız. En önemli gelir kaynaklarından biri olan Çin pazarını kaybettirmek istemiyor. Ayrıca İran, Suriye, Irak ve Yemen’de yaptığı Şii yayılmacılığı 60 milyon Şiinin yaşadığı Pakistan’da da devam ettirmek istiyor.

Geçtiğimiz haftalarda Pakistan’daki Şii medreseleri ziyaret eden Ayetullah Arafi, öğrencilere şu marşı okuttu:

“Maşallah Hamaney Maşallah Allah’ım onun tek koruyucusu sensin.

Gölgesi daima üstümüzde olsun.

Mehdi gelene dek din kafilesi onun rehberliğinde hareket edecek.”

Birbirine düşman iki ülkenin Pakistan düşmanlığında birleşmiş olması dünya siyasetinin ne kadar kaygan olduğunu bir kez daha ispat ediyor.

Kardeş ülkemiz Pakistan üç ülkenin ortak düşmanlığı altında var olma mücadelesini sürdürüyor.

Benzer gönderiler

bir yorum bırakın