Hrant Dink cinayetine nezaret etmişler

hrant-dink

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Gökalp Kökçü tarafından Hrant Dink cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında geçen hafta gözaltına alınan dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat görevlileri astsubaylar Hacı Şefik Şimşek ve Bekir Yokuş, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye getirildi.

Burada soruşturmayı yürüten savcılığa ifade veren şüpheliler “kasten öldürme”, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Şüpheli astsubayların, cinayet tarihinde olayın faili Ogün Samast ve maktul Hrant Dink’i izledikleri, cinayetin işlenmesine nezaret ettiklerine dair teşhis ve görüntülerin olduğu ileri sürüldü.

FETÖ’nün altın çocuğu yüzbaşı

Sevk yazısında, uzun bir planlama evresinden sonra bir kısım emniyet, jandarma görevlilerin katılımıyla 19 Ocak’ta gerçekleştirilen, birçok kişinin bildiği ancak önlemek için hiçbir şey yapmadığı Hrant Dink cinayetinden sonra, FETÖ’nün “altın çocuğu” olarak nitelendirilen İstanbul Jandarma İstihbarat Bölücü Faaliyet İstihbarat Tim Komutanı şüpheli Muharrem Demirkale’nin 19 Ocak 15.44’te dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Metin Canbay’ı aradığının tespit edildiği aktarıldı.

Şüpheli Canbay’ın FETÖ/PDY üyesi olması nedeniyle memuriyet görevinden ihraç edildiği, soruşturma kapsamında halen firari olduğu belirtilen sevk yazısında, Demirkale’nin ayrıca 19 Ocak 15.44’te IQ Kültür Evi sahibi şüpheli Adem Sarıgöl’ü de aradığı kaydedildi. Sevk yazısında Sarıgöl’ün, olay günü ve cinayet sonrası yaklaşık 1 yıllık süreçte Muharrem Demirkale ile 93, TSK ile irtibatlı değişik birimlerle 85 telefon irtibatının bulunduğu, cinayet günü Demirkale ile görüştükten sonra, K.K.K. ile irtibatlı 2 telefon görüşmesi yaptığı, Sarıgöl’ün FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğunun tespit edildiği belirtildi.

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan şüpheli Yusuf Bozca’nın, şüphelilerden Demirkale’nin askeri hiyerarşik yapıda alt rütbede görev yapan astları olan astsubaylar Şeref Ateş ve Yavuz Karakaya’ya ”abi” diyerek hitap ettiklerini beyan ettiği vurgulanan sevk yazısında, ”Bu durumun şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütünün içinde yasal hiyerarşi dışında örgütsel bir yapılanma ve konum içinde bulunduklarını da teyit etmektedir.” denildi

Ogün Samast’ın 20 Ocak’ta Samsun Otogarından Trabzon’a gitmek için bulunduğu otobüste yakalandığı aktarılan sevk yazısında, Samast’ın yakalanmasından 1 saat önce Trabzon Jandarma İl Komutanlığınca, Bölge Komutanlığı ve Jandarma Komutanlığına Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız, istihbarat görevlisi Gazi Günay, İl Jandarma Komutanı Ali Öz imzalı Haber Kayıt ve Bildirim Formunun içeriğine yer verildi.

Sevk yazısında formun içeriğinde, “Dink’in öldürülme eylemini Yasin Hayal’in organize ettiği, şahısların 4 kişi olduğu ve açık kimlik bilgilerinin tespit edilemediği, İstanbul’a giderek ev ile Agos gazetesi arasındaki güzergahın keşfinin yapılarak krokilerini hazırladıkları, olayda kullanılan silahın temin edilmesi için Hayal’e 500 lira para gönderildiği ve Ardeşen yapımı silah temin ettiği, Dink’i öldüren kişinin Hayal’in yakın arkadaşı Ogün Samast olduğu” bilgilerinin yer aldığı anlatıldı.

Buna karşın Hrant Dink cinayetinin işlendiği İstanbul’daki soruşturma makamları İstanbul İstihbarat ile Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Bölge Başkanlığınca Samast’ın yakalanıp sorguya alınıncaya kadar, Hayal’in Dink’i öldürme eylemini organize ettiği, şahısların 4 kişi olduğu, Samast’ın üzerinde Ardeşen yapımı silah olduğunun bilinmediği sevk yazısında belirtildi. Yazıda ayrıca, Dink cinayetinin keşif faaliyetinin, verilerin uzun süren analizlerin sonucu tespit edilebildiği vurgulandı.

Şüphelilerin cinayetin işlenmesine nezaret ettiklerinin tespit edildi

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ile yapılan yazışmada Dink cinayetinin işlendiği, Dink’in konutu ve Agos gazetesi civarında şüphelilerin herhangi bir görevde bulunmadığının aktarıldığı sevk yazısında, “bu bilgilere karşın HTS kayıtları, baz ve sinyal bilgilerinden şüphelilerin cinayet günü, cinayet saati öncesi, sırası ve sonrasında olay yeri ve çevresinde bulunduklarının tespit edildiği” aktarıldı.

Tutuklu şüphelilerden Yusuf Bozca’nın, şüphelilerden Emre Cingöz, Ali Barış Sevindik ve Bekir Yokuş’u güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerinden teşhis ettiği vurgulanan sevk yazısında, ”İstanbul Jandarma İstihbarat Müdürlüğünde görevli Hacı Şefik Şimşek’in cinayeti tarihinde tutuklu şüpheli Ecevit Emri ile aynı ekipte, şüpheli Bekir Yokuş’un ise tutuklu şüpheli Yavuz Karakaya ile cinayet öncesinde ve sonrasında olay yerinde tetikçi Ogün Samast ve maktul Dink’i izledikleri, cinayetin işlenmesine nezaret ettiklerinin tespit edildiği” belirtildi.

Sevk yazısında, İstanbul Jandarma İstihbarat Müdürlüğü görevlileri olan şüpheliler Yokuş ve Şimşek’in, Dink cinayetinin planlanması evresinde ve 19 Ocak 2007 tarihinde icrası sırasında aktif görev aldıkları anlatılarak, şüphelilerin TİM komutanı Muharrem Demirkale ile aynı TİM içinde yer alan astsubay Yavuz Karakaya’nın 15 Temmuz darbe girişimine katıldıkları, silahlı çatışma sırasında yakalandıkları, Dink cinayetinin öncesinde ve olay günü FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan tutuklanan Ali Fuat Yılmazer ile irtibatlarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şüphelilerin FETÖ’nün nihai amacı doğrultusunda Dink cinayetini planladıkları ve eylemin icrası sırasında aktif rol aldıkları bu nedenle ”kasten öldürme”, ”silahlı terör örgütüne üye olma” ve ”Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından tutuklanmaları talep edildi.

Benzer gönderiler