
1970’lerden itibaren emniyet teşkilatına sızan FETÖ, 2016 yılında gerçekleştirdiği darbe girişiminde emniyetteki “gücünden” faydalanmayı planlamıştı. Nitekim FETÖ’nün bu planı uygulayabilmesi çok zor görünmüyordu. Çünkü, 1974’te polis kolejine sızdırdıkları Ramazan Akyürek başta olmak üzere, 1980’lere gelindiğinde emniyet içinde sayısı iyice artan FETÖ mensupları, tarihler 1992’yi gösterdiğinde yalnızca Ankara Polis Koleji içinde yüzde 50 gibi bir oranla emniyet teşkilatına yerleşmiş haldeydi. FETÖ, 15 Temmuz’da emniyetteki adamlarına darbe girişimine direnmemeleri, direnen vatandaş ve polisleri engellemeleri, görev yerlerine gitmemeleri gibi talimatlar verdi. Kendilerinden olmayan ve vatandaşı korumaya çalışan polislere ise acımasızca saldırdı. Rakamlar da bunu kanıtlıyor. FETÖ’cü askerler, 15 Temmuz’da Ankara Emniyet Müdürlüğü, Gölbaşı Özel Harekât Başkanlığı gibi kritik noktaları hedef aldı. Üzerinden 6 sene geçen darbe girişiminde şehit olan 252 vatandaşımızın 62’si polis. Peki FETÖ, o gece neden özellikle polisleri hedef aldı?
Polisler gerçekleştirilmesi planlanan iç savaşa engel oldu
FETÖ, 15 Temmuz’da bir taraftan askeri darbe gerçekleştirmek isterken, bir taraftan da iç savaş çıkarmayı hedeflemişti. Firari FETÖ’cü Ahmet Dönmez’in 15 Temmuz’a ilişkin bir yazısındaki detaylar da bunu destekliyor. Dönmez, darbe girişiminin planlayıcılardan, örgütün kritik ismi Adil Öksüz’ün bir grup “sivil” örgüt mensubuna silahlanma çağrısı yaptığını yazdı. Buna göre Öksüz, silahların Ankara’nın Kazan ilçesinde bir depo bulunduğunu ve örgüt mensuplarının bu depoya intikal ederek silahlanmaları talimatını verdi.
Kazan’ın 15 Temmuz’un en kritik noktalarından biri olduğunu hatırlatmakta fayda var. Direnişin en önemli sahnelerine tanıklık eden Kazan ilçesinin adı daha sonra Kahramankazan olarak değiştirildi. Yani FETÖ, sivil örgüt mensuplarına dağıtılmak üzere hazırladığı silah deposunun konumunu rastgele seçmemişti.
Ancak, sivil FETÖ’cüler bu depoya gidemediklerini, çünkü yollarda polislerin kendilerini durduklarını belirtmişler. Bu durum, FETÖ’nün polisleri hedef almış olmasını tek başına açıklamaya yetiyor. Vatansever polisler, örgütün gerçekleştirmeyi planladığı iç savaşın önündeki en büyük engellerdendi.
9 vatandaşımızın şehit olduğu Kahramankazan’da, eğer polisler o gece görevlerini yapmasaydı ve örgüt mensupları rahatça depodan silahlarını almış olsalardı, çıkabilecek kargaşayı ve ölüm sayısını tahayyül edebilmek dahi mümkün değil.
O gece görev yerine giden polisler, halkla beraber mücadeleye katılmış ve daha büyük kargaşalar olmasının önüne geçmişti.
FETÖ’nün eski emniyet imamından talimat: Darbeye direnmeyin!
FETÖ’cü polislerin ise 15 Temmuz’da başka bir görevi vardı: Halkın darbeye direnmesine engel olmak!
FETÖ’nün emniyet mahrem yapılanmasının önemli isimlerinden Önder Aytaç’ın, örgütün eski emniyet mahrem imamı Temel Alsancak’ı ve örgütün tepe kadrosunu topa tuttuğu paylaşımları da bu durumu kanıtlıyor. Eski polis akademisi öğretim üyesi Aytaç, Alsancak’ın 15 Temmuz gecesi emniyet personellerine direnmemeleri yönünde talimat verdiğini deşifre etti.
Polis Akademisi’nde dekan yardımcılığı gibi görevler üstlenen ve örgütün emniyet mahrem yapılanmasının kilit isimlerinden Aytaç’a göre, örgüt tabanında yer alan emniyet personelleri o gece Alsancak tarafından darbe girişimine direnmemeleri yönünde talimat aldı. Firari FETÖ’cü Aytaç, Alsancak’ın 15 Temmuz’da emniyet personellerine “Ordu yönetime el koydu, görevdeki arkadaşlara söyleyin direnmesinler.” dediğini itiraf etti. Örgütün üst yönetim kadrosuna muhalif isimlerden olan Aytaç, FETÖ’cü emniyet personellerinin bugün KHK ile ihraç edilmeleri, soruşturma kapsamında tutuklanmaları gibi sözde “mağduriyetlerinin” sebebinin de Alsancak, Mustafa Yeşil ve Mustafa Özcan olduğunu söyledi.
Aytaç’ın itiraflarına göre Alsancak “direnmeyin” talimatı verdikten bir saat kadar sonra tekrar bir mesaj verdi. Bu mesajda ise:
“Arkadaşlar bir saat içinde toparlayacaklar. Toparlayamazlarsa başlarına neler gelecek biliyorlar.” ifadeleri yer aldı.
Burada toparlamakla kastedilenin darbe olduğu aşikâr.
Bu itiraflarla da kalmayan Aytaç, Alsancak, Yeşil ve Özcan’ın örgüt içinde bir çete olduklarını söyledi. Ayrıca, itiraflarıyla gündeme gelen Ahmet Dönmez ve Kamil Maman’ın az bile yazdığını ifade ederek örgütün darbe girişimindeki rolünün göründüğünden daha fazla olduğunun mesajını verdi.
İddianameler Önder Aytaç’ın itirafını doğruluyor
Aytaç’ın itirafları, bugüne kadar FETÖ’nün emniyet içindeki yapılanmasına yönelik soruşturmalarda verilen ifadeler ile de tutarlı. Örgütün emniyetteki kriptolarına yönelik açılan davalar kapsamında itirafçı olanların verdikleri beyanlar, o gece emniyetteki personelin darbeye direnmemesi yönünde talimat aldığını kanıtlıyor. Nitekim iddianameler, FETÖ’cü polislerin o gece çeşitli bahanelerle görev yerine gitmediklerini, darbeye direnmediklerini, direnen halk ve polislere engel olmaya çalıştıklarını gösteriyor.
FETÖ, emniyet personellerine darbeye direnen vatandaş ve kamu görevlilerine engel olmak için “indirin” şeklinde talimat verdi.
FETÖ’cü eski polis Eyüp Şahin’in telefonunun incelenmesi üzerine şu mesaj ortaya çıkmıştı:
“Herkes arkadaşlarını yönlendirsin ve askerlerin müdahalesine yardımcı olunmasını temin etsin. Direnmesinler, direnen emniyet güçlerine engel olsunlar. Özellikle Özel Harekât ve Çeviktekiler askere teslimiyet gösterin. Emniyetten gelen emirleri de yerine getirmeyin. Ankara’da kim varsa silahını alıp direnen herkesi indirsin.”
Yine, Edirne’de darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Enez İlçe Emniyet Müdürü Atilla Akyavuz’un, 15 Temmuz’da polis memurlarına:
“Askerler gelirse direnmeyin, silahlarınızı teslim edin” şeklinde talimat verdiği iddianamelere yansımıştı.
Farklı bir iddianamede, 15 Temmuz’da Özel Harekât Müdürü’nün saat 22.30 sıralarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı korumak üzere Huber Köşkü’ne tim sevk edilmesini istediği, bunun üzerine Havacılık Şube Müdürü Mehmet Kurt’un, sanık polis Ender Küçükağ ile pilot Mehmet Barış Aktaş’ı helikopterle Özel Harekât timi Huber Köşkü’ne götürmek üzere görevlendirdiği, ancak sanıkların talimata şu ifadelerle karşı çıktıkları kaydedildi:
“Özel Harekâtçıları oraya götürürsek bu darbeciler bizi asar.”
FETÖ’nün hesap edemediği şey
Tüm bunlar Önder Aytaç’ın itiraflarıyla birleştiğinde şu gerçek ortaya çıkıyor:
Örgütün eski Türkiye emniyet imamı Temel Alsancak, Mustafa Özcan ve Fetullah Gülen’den aldığı güçle emniyete darbe girişimine direnilmemesi talimatını verdi. Bu talimat, FETÖ’cü emniyet müdürleri tarafından örgüt hiyerarşisi içinde üstten aşağı doğru iletildi. Böylece, polisler etkisiz hale getirilecek, darbe girişimi başarılı olacaktı.
Örgütün hesap etmediği iki şey vardı:
Birincisi, hiç tereddüt etmeden direnen halkın iradesi,
İkincisi ise vatanını seven polislerin “direnmeme” talimatlarına kulak asmayıp canlarını ortaya koyarak o gece görevlerini yapmış olmaları.
Tüm şehitlerimizi rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz.