Özel Haber: Ahmet Taşgetiren ve Selahaddin E. Çakırgil’i ciddiyete davet ediyoruz

resim

Dün, Star gazetesinin köşe yazarlarını okuyanların dikkatinden birbirine benzeyen iki köşe yazısı kaçmadı. Bir tanesi Ahmet Taşgetiren’e diğeriyse Selahaddin E. Çakırgil’e aitti.

Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı ve Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter’in FETÖ davalarından tutukluluk hallerinin son verilmesi üzerine başlayan tartışmalarda değerli görüşlerini belirten köşe yazarları özetle: ‘FETÖ soruşturmalarında binlerce insanın mağdur edildiğini, bu davaların artık tadında bırakılması gerektiğini’ ifade eden yazılar yazdılar.

Ahmet Taşgetiren ve Selahaddin E. Çakırgil’in yazılarının ortak noktalarından biri de yazılarının muhatabının okuyucuları değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmasıydı. Ahmet Taşgetiren yazısını, “Adalet olsun. Adalet mülkün temelidir. Geciken adalet olmasın. OHAL Komisyonu ‘işin komisyona havalesi’ gibi bir formüle dönüşmesin. Mazlumiyet oluşmasın. Mazlumiyetin telafisi çok zor. Yüreklerde açılan yaranın en çok duaları etkileyeceğini unutmamak lazım. Sayın Cumhurbaşkanı’nın şehit duyarlılığı çok güzel, mazlumiyet duyarlılığı da çok hayati bana göre…” yazarak bitirirken, Selahaddin E. Çakırgil yazısını, “Bir yazar arkadaş da, ‘sırf sosyal faaliyetlere katıldıkları için tutuklanan örtülü hanımların sayısının bu derece zirve yaptığı hiçbir dönem yoktu. Bu ‘şeref’(!) Tayyip Bey’e mi nasip olmalıydı?’ dedi. Bunları dile getirmek bile gönlümüze girân geliyor; ama, bilinsin ki, adâlet adına yapılan haksız uygulamalardan hoşnutsuzluk giderek derinleşiyor, Tayyip Bey… Sen de olmasan, kalp sancımızı söyle, kime açalım? yazarak bitirdi.

Yazılarında yola çıktıkları dayanaklardan bir tanesi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın FETÖ’yü anlatırken kullandığı: “Tabanı ibadet, ortası ticaret ve tavanı hıyanet.” Sözüydü.

İki köşe yazarı 12 Ekim 2015 tarihinde söylediği bu sözleri 18 Ekim 2016 tarihinde söylediği “Her kim FETÖ’yü kendi halinde insanlar olarak görüyorsa onun sadece izanından değil niyetinden de şüphe ederim. İyi niyetliydim diyordum ki; tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı hıyanet diyordum. Ama tabanındaki ibadet de artık zedelenmeye başladı. Artık onu da söyleyemiyorum. Niye? Bu kadar gerçekler yaşanıyorken o taban hesap soramıyorsa kusura bakmasınlar.” sözlerini duymamış olabilirler. Haberimizi okuyunca hem duyacaklar hem de okuyacaklar.

Ahmet Taşgetiren ve Selehaddin Çakırgil’in FETÖ’den mağdur olan masumlar var temalı yazılarını okuduğumuz gün; kapatılan Özgür Gündem eski Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in sosyal medya hesabından yaptığı, “OHAL sonucu işten atılan, 55 kişi intihar etmiş. Vicdanı olmayanlar anlayamaz bunu.” tweetini ve FETÖ’ye verdiği destekle bilinen Yeni Asya gazetesi karikatüristinin çizdiği “cezaevinde bebekleriyle kalan ‘masum annelerin’ dramını” konulu karikatürü ve Milliyet gazetesinde yer alan KHK ile görevden alınan öğretmenleri anlattığı, “Dönercide çalışan da var, besicilik yapan da” başlıklı haberi okuyorduk.

Ahmet Taşgetiren ve Selahaddin Çakırgil’in yazılarındaki diğer bir ortak noktaysa cezaevlerinde tutuklu bulunan FETÖ’cülerin, ‘FETÖ’nün ibadet katmanını oluşturan sıradan insanlardan olduğunu’ iddia etmeleriydi. Tevafuken aynı gün Star gazetesinde çıkan bir haberde, 161.752 kişiye FETÖ’den adli işlem yapıldığını, 50.402 kişinin tutuklandığını, 47.136 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını, 12.753 kişinin kolluk kuvvetleri ve adliyedeki işlemleri sonrasında serbest bırakıldığını okuyorduk. Haber de tutuklananların bir dökümü de yapılmıştı. Tutuklananlar arasında 2.431 adli ve idari yargıda görevli hâkim ve savcı, 104 Yargıtay, 41 Danıştay, 2 Anayasa Mahkemesi, 3 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi, 167’si general olmak üzere 6.982 asker, 8.816 polis, 23 vali, 72 vali yardımcısı, 112 kaymakam bulunuyordu. Kalan 31.550 kişi sivil veya düşük rütbeli memurdu.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ortaya çıkan faaliyetlerine bakıldığında karşımıza; lise öğretmeniyken “Hava Kuvvetleri yöneticisi”, bir kamu kurumunda temizlik görevlisiyken, “Savcı ve Hâkimlerden sorumlu örgüt yöneticisi”, ev sohbetleri düzenleyen bir ev kadınıyken, “kamu kurumlarında çalışan kocalarının gizli bilgilerini örgüte aktaran kadınların sorumlusu” çıkıyor. Normal bilinen örgüt hiyerarşisine sahip olmayan, birbirinden habersiz 30 yıl aynı kurumda çalışıp ayrı ayrı FETÖ’ye hizmet eden teröristlerin varlığı da artık sır değil.

Toplumu bilgilendirme konusunda önemli görevler icra eden değerli köşe yazarlarımızdan FETÖ gibi ülkemizin maruz kaldığı en büyük tehlikeyle mücadele konusunda yazarken, Özgür Gündem çizgisi ile aynı kareye girmemelerini, entelektüel birikimlerine yakışan hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz.

Benzer gönderiler

bir yorum bırakın