Türkiye’de mesleki eğitimin yükselişi

mesleki eğitim
Türkiye’de mesleki eğitimin yükselişi

Mesleki eğitim veren okulların ekonomiye katkıları son günlerde sıklıkla gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021 yılında mesleki eğitimin 1 milyar TL’lik üretim kapasitesinin üzerine çıkıldığını açıkladı. Bugün başarılarıyla kendisinden söz ettiren meslek liselerinin tarihi Cumhuriyet öncesi döneme uzanıyor. Osmanlı döneminde dayanışma ve kardeşliği esas alarak esnafları ayakta tutmayı amaçlayan Ahilik teşkilatının başka bir amacı daha vardı. Ahlaki kuralların temel alındığı Ahilik teşkilatı, kendine özgü bir eğitim düzenine sahipti ve içerisinde çırak ve kalfalar yetiştiriyordu. Yüz yıllar boyunca bu prensiple yürütülen mesleki eğitim 1940 yılında başlatılan Köy enstitüleri gibi projeler de asli amacı dışına çıktığı için başarısızlıkla sonuçlandı. 1998 yılına kadar endüstri meslek ve teknik liseleri aracılığıyla kendi alanında önemli mesafeler kat eden mesleki eğitim, 28 Şubat döneminde büyük bir darbe aldı. Katsayı uygulaması ile meslek liseleri, öğrencilerin gözünde değersizleştirildi. Üretim ve sanayileşmeyi olumsuz etkileyen bu uygulamaya 2009 yılında son verilerek mesleki eğitimin yeniden ekonominin önemli parçalarından biri olması sağlandı.

Meslek liselilere üniversite kapılarını kapatan katsayı uygulaması

28 Şubat sürecinin bir sonucu olan katsayı uygulaması, eğitimde yol açtığı sıkıntılara rağmen bir rejim meselesi olarak ele alındı. Toplumun İmam hatip liselerine olan yönelimini azaltmanın hedeflendiği uygulama meslek liselerine talebi de azalttı. Farklı katsayılar uygulanması sistemiyle mesleki eğitim veren liseler, yükseköğretime devam etmek isteyen öğrenciler için mantıklı bir tercih olmaktan çıktı. 1998 yılında, ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 43’ü meslek liselerini tercih ederken, katsayı psikolojik bir engel oluşturdu ve meslek lisesine olan talep 2003’te yüzde 28’e kadar geriledi. Ekonominin gelişmesi ve sanayileşmede büyük paya sahip mesleki eğitimdeki bu gerileme, kalifiye eleman bulma sıkıntısına sebep oldu. Türkiye yıllarca kalfa yetiştirme sıkıntısı çekti.

Başta üniversiteler, ilgili eğitim sendikaları, sivil toplum örgütleri, işveren örgütleri ve akademisyenlerle birlikte kamuoyu bu sistemin kaldırılmasını istiyordu. Koç Holding, 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle mesleki eğitimi özendirme amacıyla Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi’ni başlattı. YÖK Genel Kurulu, 2009 yılında katsayı uygulamasına son verdi. YÖK meslek lisesinde okuyan öğrencilere genel liselilerle aynı şartlarda üniversiteye girme olanağı tanımakla birlikte, alan tercihlerini teşvik etmek için 0.06 ek katsayı getirdi. Bu kararın bir yansıması olarak, mesleki eğitime yönelim 2010-2011’de yeniden 1998 öncesi seviyesine yaklaştı.

Mesleki eğitim hak ettiği özeni görmeye başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, eğitim öğretime gerekli önem verilerek birçok yatırım yapıldı. Eğitime ayrılan bütçe 2002’de 7 buçuk milyarken, 2022’de 274 milyar 384 milyon liraya çıktı. Özellikle kız öğrencilere yönelik, 28 Şubat döneminden kalma ayrımcı uygulamalar kaldırıldı. Gençlerin meslek seçme özgürlüğünü engelleyen ve eğitimle birlikte Türkiye’nin gelişmesine de darbe vuran sistemler geride bırakılarak mesleki eğitim desteklendi. Erdoğan, Türkiye’nin ekonomisinin güçlenmesi ve istihdamın artırılması için mesleki eğitime özel önem verdiklerini söyledi. İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) ülkeleri ortalamasının altına düşen mesleki eğitimin ortaöğretim içindeki payı, atılan adımlarla yeniden yükseldi. OECD raporlarına göre, Türkiye’de ortaöğretimden yeni mezun olanlar içerisinde, mesleki eğitim mezunlarının oranı yüzde 43. Aynı oranın OECD ülkeleri ortalaması yüzde 38 iken, Avrupa Birliği ortalaması da yüzde 43.

Meslek liselerinde “rekorlar” devri

Milli Eğitim Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ortaklığıyla mesleki ve teknik eğitimi destekleyici politikalar hayata geçirildi. Döner sermaye gelirlerinden alınan yüzde 15’lik hazine kesintisi yüzde 1’e düşürüldü. Böylece meslek liselerinin üretim kapasitelerini artırarak daha fazla öğrencinin gerçek iş ortamında eğitim almalarının önü açıldı. 1 milyarlık üretim kapasitesinin üzerine çıkılarak meslek liseleri açısından tarihi bir rekor kırıldı. Milli Eğitim Bakanlığının fikri mülkiyet hakları çalışmaları kapsamında, patent faydalı model tasarım ve marka tescil çalışmaları 1532’ye çıktı.

Çırak, kalfa ve usta yetiştiren mesleki eğitim merkezlerinde, eğitim kapasitesinin güçlendirilmesiyle genç işsizliğin azaltılmasına katkı sağlandı. Mesleki eğitim merkezleri, örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınarak buralarda eğitim gören çırak, kalfa ve ustalar da lise mezunu sayıldı. Mesleki eğitim merkezlerindeki çırak öğrencilere asgari ücretin yüzde 30’u kadar (1276 lira) ücret ödenmesini sağlayan kanun değişikliği tamamlandı. Aynı şekilde kalfalık yeterliliğini kazanan 12. sınıf öğrencilerine asgari ücretin yarısı kadar, yani 2 bin 126 lira ödeme yapılması kararı alındı.

Özel sektör de sürece dâhil edilerek mesleki eğitimde kamu-özel iş birliği sağlandı. Organize sanayi bölgelerinde yer alan sektörlerle birlikte hem gençleri sektörlerin gerektirdiği becerilerle donatacak hem de mezun olduklarında istihdama geçişlerini kolaylaştıracak bir model geliştirildi. 28 Şubat 1997’de baş gösteren darbeci zihniyet, sadece birinci dereceden muhataplarını değil bütün memleketi etkilemişti. Ancak 2002 sonrasında, özellikle son yıllarda atılan adımlarla; Türkiye, büyüyen ekonomisi ve aralıksız dönen üretim çarklarıyla birlikte hak ettiği mesleki eğitim seviyesine yükseldi.

Benzer gönderiler