
Fransa’daki Müslüman karşıtlığı giderek artıyor
Fransa’daki Müslüman karşıtlığı devlet elinde tekelleşebilir mi? Fransız hükümetinin istediği de tam olarak bunu gerçekleştirmek. Müslüman toplumun temsilcisi olarak kabul edilen Fransa İslam Konseyi (CFCM), bugün Fransa Müslümanlarını tek bir çatı altında birleştirmeye çalışıyor. Ancak bu birleştirme çabası o kadar da masum değil. 2003 yılında dönemin Fransa İçişleri Bakanı Sarkozy tarafından kurulan konsey, hiçbir yasal dayanağı olmayan tartışmalı bir kurumdu. Bu kurumun asıl amacı ise Müslüman nüfusu dolaylı yollardan kontrol altına almaktı. Macron hükümeti bu Konseyi, insanlara İslam’ın “barış ve sevgi dini” olduğunu hatırlatmak yerine sözde radikalleşme ve aşırılık yapmakla hatta terörizme teşvik etmekle bile suçladı. Hükümetin CFCM’nin yerini almasını hedeflediği yeni organın adı ise ” Fransa’da İslam Forumu “ olacak. Tıpkı Macron’un düşlediği gibi. Böylece Müslümanları daha çok kısıtlayacak, daha çok cami kapatacak hatta İslam dinini ülkede resmi yasaklayacak. Belki ilerleyen zamanlarda Müslümanların Fransa’ya girişi bile kısıtlanacak.


Fransa’da Müslümanlara çifte standart
Fransa’da Müslüman karşıtlığının öncü isimlerinden İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, yeni yapının yabancı hükümetlerden etkilenmemesini ve devletin sözde “laiklik” ideolojisine bir bağlılık göstermesini istiyor. Tamamen devletin Müslüman karşıtlığına boyun eğmiş bir topluluk kurmaya çalışıyorlar. Yalnız bu sefer, “çok daha organize” olmayı hedefliyor. “Organize olmak” ülkedeki Müslümanların kulağına “daha çok kısıtlanmak” şeklinde gelmeli. Çünkü Fransa, diğer dinlere uyguladığı yaptırımlardan farklı olarak, yeni forumda Müslüman liderlere bir yaptırım uygulayacak. Menşe ülkeleriyle çok az temas kuracaklarına söz vermek zorunda kalacaklar. Ayrıca dini hareketlerle herhangi bir bağlantıdan kaçınacaklarına söz vermek zorunda kalacaklar. Ancak, Katolik Kilisesi ve onun Vatikan Şehri ile olan ilişkisine benzer bir zorunluluk uygulanmadı. Rahip ve kilise çalışanının 300.000’den fazla çocuğu istismar ettiği insanlık dışı durumu görmezden geldi. Fransız hükümeti bu duruma müdahale etmedi. Hatta kilise cemaatlerine liderlik etmesini uygun gördüğü Katolik Kilisesi’ne baskı dahi uygulamadı. Ülkenin Müslümanlara uyguladığı bu çifte standart, İslam karşıtlığına olan baskının bir parçası niteliğinde. Macron son birkaç yıldır hükümetinin Müslümanlara ait okulları, camileri ve İslam karşıtlığını izleyen kuruluşları kapattı. İslami yayınevlerinin kapatılmasını emretti. Hatta cami hocalarının hutbelerini kısıtlayan bir tüzük imzalamaları için baskı yaptı.
Radikalleşen İslam değil “İslam karşıtlığı”
Macron’un dini ayrımcılık politikaları Fransa’nın giderek “radikalleştiğini” gösteriyor. Fransız hükümetinin Müslüman topluluğa karşı politikaları bir bütün olarak ele alındığında, İslam uygulayıcılarının etkisini azaltma girişimi olduğu da ortaya çıkıyor. CFCM’yi ortadan kaldırarak ve yeni bir forum oluşturarak, Müslüman cemaatinin “temsilcilerini” kendi seçmek istiyor. Macron‘un Müslümanlara yaklaşımı, Fransız laikliğinin bir kez daha “geleneklerimizi, inançlarımızı ve dinimizi denetlemek” konusundaki “sömürgeci” eğilimiyle yeniden bağlantı kurduğunun bir göstergesi. İslam düşmanlığını siyasi propaganda haline dönüştüren Fransa, ülkedeki Müslümanlar üzerinde tekel sahibi olmak istediğini üstü kapalı bir şekilde göstermiş oluyor.